İndir
0 / 0
932119/05/2009

Müslümanların beldelerinde yabancıları öldürmenin hükmü

Soru: 132520

Müslümanların beldelerinde meydana gelen olaylarda yabancıları öldürmek için hedef alan ve aynı zamanda Müslümanlardan da birkaçının ölümüne ve bazı binaların ve kurumların yıkılmasına sebeb olan eylemler için görüşünüz nedir? Bunu uygulayanların dediği gibi bu bir cihad mıdır?

Allah'a hamdolsun ve peygamberine ve ailesine salat ve selam olsun.

Bütün övgüler
Allah’adır.

Birincisi:

İslam ülkelerinde
meydana gelen bu olaylar söylediğin gibi yabancıları hedef
alan eylemlerdir. Cihad değildir. Bilakis fesat ve ifsat, yıkım
ve saptırma olarak tanımlanır. Bu onları işleyenlerin
cehaletine ve taşkınlıklarına delalettir. Çünkü
yabancılar İslam ülkelerinde güvende olması gerekir. Onlar oraya
ancak izin alarak gelmişlerdir. Öldürmeyi bir tarafa bırakın
da onları gasp etmek ve vurmak gibi saldırılar dahi caiz
değildir. Kanları ve malları koruma altına
alınmıştır. Onlara sataşan büyük bir tehlike
içindedir. Buhari’nin (3166) hadiste rivayet ettiği gibi: Abdullah bin
Amr(r.a.) dan Peygamber-sallallahu aleyhi ve selem-şöyle buyurdu:
“Kim antlaşmalı birini kasıtlı olarak öldürürse
cennet’in kokusunu alamaz. Onun kokusu kırk yıllık yolculuktan
sonra kokusu alınır.”

Bu durum güven altına
alınan, antlaşma yapılan ve zimmîleri kapsamaktadır.

“Fethul-Bari” de Hafız
İbn-i Hacer-rahimehu Allah- şunu belirtir: bununla kast edilen: ister
cizye antlaşması ile ister otorite tarafından imzalanan bir
antlaşma veya bir Müslüman tarafından himaye edilsin Müslümanlarla
antlaşma içerisinde olanları kapsar.” Bitti.

Onun –rahimehu Allah-
şu sözünde: “ev amanun min muslimin” bu emanın bir yönetici
veya devlet tarafından olması şartı olmadığı
fakihlerce bilindiğine işaret etmektedir. Bilakis bu halktan bir
Müslüman tarafından da verilmesi caizdir. Onlara işaret edilen bu
yabancılar devletin kendilerine verdiği güvenle ve yine çoğu
durumlarda Müslümanlardan birinin güvencesiyle Müslümanların beldelerine
giriyorlar. Gerçekte bizimle savaş halinde olsalar bile onlara
karışmak caiz olmaz.

Buhari (3171) ve
Muslim(336) hadislerinde Ummü Hani Bintu Ebu Talib(r.a.) anlattı: Allah
Resulüne –sallallahu aleyhi ve selem- Fetih yılı gittim. Onu banyo
yapıyordu ve kızı Fatıma da onu perdeliyordu. Ona selam
verdim. Sordu: Bu kim? dedim ki, ben Ebu Talib’in kızı Ummü Hani’yim.
Ummü Hani hoş geldiniz. Yıkanması bitince bir tek giysiye
dolanmış olarak sekiz rekât namaz kıldıktan sonra dedim ki:
ey Allah’ın Peygamberi! Annemin oğlu benim himaye ettiğim Fulan
bin Hubeyre diye bir adamı öldürdüğünü iddia ediyor bana. Allah
Resulü –sallallahu aleyhi ve selem- şöyle buyurdu: senin himaye
ettiğini biz de himaye etmişizdir ya Ummü Hani!”

İbn-i Qudame- Rahimehu
Allah- şunu belirtti: “bizden bir erkek, bir kadın ve bir köle
kim onlardan birini koruma altına almışsa onu korumak caizdir.”

Bunun tümünde: savaş
ehline verilen bir himaye onların öldürülmesini, mallarına ve
ırzlarına saldırılmasını
yasaklamıştır. Erkek veya kadın, hür veya köle olsun
akil-baliğ olan her Müslüman için böyle bir seçimi vardır.
İlim ehlinden çokları ve es-Sevri, el-Evzai, İshak ve
İbn-il-Qasim böyle fetva vermişlerdir. Bitti. el-Muğni’nin
(195/9)

İkincisi:

Eğer koruma
altına alınan veya antlaşma yapılan kimse sözünde
durmadı ise Müslümanlardan hiç birinin onu öldürmesi caiz olmaz.
Bunun üzerine birçok fesat bina edilebilir. Peygamber-sallallahu aleyhi ve
selem- münafıkların başı olan Abdullah bin Ubey bin
Selul’ü, Muhammed ashabını öldürüyor denilmesi korkusundan
öldürmesini erteledi. Müslümanlardan hiç biri mürted oldu veya himayesi
ortadan katlı diye onları öldüremez. Az önce
belirttiğimiz açıklama yeterlidir. Bu tutum İslam ailesini
birçok bela ve kötülüklerle karşı karşıya getirdi.
Davet ve davetçilerin alanını sınırladı.
İslam’ın ve ehlinin tablosunu karalamak için fesatçılar bunu
nasıl kullandılar.

Üçüncüsü:

Masum Müslümanların ölümüne sebeb
olmaya gelince, bu büyük bir günah ve azim bir cinayettir. Çünkü
(dünyanın zevali bir Müslüman kişinin öldürülmesinden Allah için
daha ehvendir.) Allah Peygamberi-sallallahu aleyhi ve selem-böyle buyurdu.
Et-Tirmizi(1395)te, en-Nesai(3987)de, İbn-i Maceh(2619)da Abdullah bin Amr
hadisini rivayet ettiler. Elbani ise Sahihut-Tirmizi’de bunun sahih
olduğunu belirtti.

Kim de şehid olmak
amacıyla intihar saldırısı düzenlediğini
söylüyorsa bu sözü Kabul edilemez. Bu onların cehaletine ve zulmüne
delildir. Kanı helal olan ve tek başına olan bir kâfirin
öldürülmesini az önce belirttiğimiz kötülüklerden
dolayı biz yasaklıyoruz. Kanı helal olmayan başka birini
öldürmenin durumu nasıl olur?

Buradan da ortaya
çıkan onların biri birine girmiş karanlıklarda
olanların eylemi olduğudur. Bunun da kaynağı cehalet,
acelecilik ve işlerimizi onlara bıraktığımız ve
onlara sorduğumuz ilim ehline başvurmamalarıdır. İlim
ehlinden sözleri sened olanlar bu tür eylemleri ve cinayetleri
aslında haram veya onun üzerine kurulacak kötülük ve mefasid
olmasından dolayı yasaklanmasına karar vermişlerdir.

Her kişi Allah’tan
sakınmalıdır. Müslümanın zimmetinde olanı öldürmenin
ve kanı haram olanı akıtmanın İslam ailesine
getireceği kötülükten çokça sakınması gerekir.

Herkesi Allah sevdiği
ve razı olduğu durumlara başarılı kılsın.

Allah her şeyi en iyi bilendir.

Kaynak

İslam Soru-Cevap Sitesi

at email

e-posta hizmetine katılım

Yeni bilgiler ve güncellemelerden haberdar olmak için e-posta hizmetimize katılmanızdan dolayı memnuniyet duyarız

phone

İslam Soru & Cevap Uygulaması

İçeriğe daha hızlı erişim ve internet olmadan gezinme yeteneği

download iosdownload android
at email

e-posta hizmetine katılım

Yeni bilgiler ve güncellemelerden haberdar olmak için e-posta hizmetimize katılmanızdan dolayı memnuniyet duyarız

phone

İslam Soru & Cevap Uygulaması

İçeriğe daha hızlı erişim ve internet olmadan gezinme yeteneği

download iosdownload android